Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

Necip Fazıl’a
Gönderilen Mektuplardan
Örnekler
(4)

Münir Derman’ın Mektubu:

21.9.75

Necib Bey,

Çok uzaklardan, mezarlıklardan, ihtiyarların oturduğu sapa yerlerden bir kırçiçeği safiyetiyle size sesleniyorum.
Sizi bundan 41 sene evvel Galatasarayın karşısında Senyuan denilen garip bir pastahane vardı, orada görmüştüm.
Başınızda bir bere vardı.
Garip ve yabancı olarak yalnız dışını gösteren bir genç olarak orada tesadüfen oturuyordum.
Bilmem neden size o zaman için acımıştım… Ve dua etmiştim, duam kabül oldu…
Abdülhakim Efendi’yi Eyüp’te ziyarette bu duayı kendisine söylemiştim, “oldu oğlum, bir gün inşaallah olur.” demişlerdi.

Geçenlerde bir işçide Esselam isimli kitabınızı gördüm. Vasiyet kısmını okudum. Gözlerim doldu.
Benim 70 tane 70.000 benim vardır. Size ananızın sütü gibi 7 tanesini bağışladım, şimdiden sizin olsun…
Size akıl vermek hayalimden geçmez bile…
Yalnız şunu söylemekten kendimi dizginleyemedim. Dışınız ile görünen içinizi kimseye göstermeyin.
Namsız nişansız yaşadım, yaşıyorum.

…………………………………….

Bu küçük mektubu Abdülhakim Efendi’yi geçenlerde rüyada gördüm. Size bu sebeple yazmak arzusu duydum… Bizden hakkın selamı üzerinize olsun.

Münir Derman

Bekir Sıtkı Sezgin’in Mektubu:

Muhterem Efendim,

Cüretimi mazur görünüz. Milli kültür ve san’atimize hizmet aşkı ile giriştiğim bu teşebbüsün ilk mahsulünü zat-ı âlinize takdim ediyorum.

Selam ve hörmetlerimin kabulünü istirham ederim.

Bekir Sıtkı Sezgin

M. Gündüz Sevilgen’in Mektubu:

11 Mayıs 1978
Ankara

Muhterem Üstadım,

Uzun bir aradan sonra BÜYÜK DOĞU’ya tekrar kavuştuk. Allah sizden razı olsun. Mecmuayı adeta içer gibi okudum. Bilhassa İdeolocya Örgüsü gönlümüzdeki, fikrimizdeki duyduğumuz ve düşündüğümüz ve fakat ifade edemediğimizi en veciz şekli ile ifade ediyordu. İnşaallah bugün şahid olduklarımız giyotine konulacak kafanın son çırpınışlarıdır, öbür kafa ise esasen defnedecek eli beklemektedir.

Güçlü bir kadro ve doyurucu bir muhteva ile çıkan BÜYÜK DOĞU’muzun bu 16. devresinin uzun ömürlü olmasını cenab-ı haktan niyaz ediyoruz. Başta zat-ı âliniz olmak üzere diğer bütün kardeşlere, dost ve gönüldaşlara muvaffakiyetler diliyoruz. Münasip görürseniz değerlendirmek üzere acizane bir yazı gönderiyorum.

En kalbi bağlılık, selam ve hörmetle ellerinizi öperim, aziz üstadım.

M. Gündüz Sevilgen